MESUT AYDIN
mesutaydin2010@hotmail.com
KORONA İLE TATLI BİR SOHBET
23/11/2020

                                    KORONAYLA TATLI BİR SOHBET

Allah'ın izni olmadıkça hiç bir musibet (hiç kimseye) isabet etmez. Kim Allah'a iman ederse, onun kalbini hidayete yöneltir. Allah her şeyi bilendir.”(teğabun/11)

“Bir Müslüman’a herhangi bir musibet, bir sıkıntı, bir keder, bir üzüntü, bir eziyet, bir gam dokunursa, hatta kendisine bir diken bile batarsa, mutlaka Allah bunları onun günahlarına kefaret yapar.” (Buharî, Marda,1;

Mevlana diyor ki “ gördüm ki bir sinek kocaman bir kartalı kanatlarından tutup yere çırpıyor.”

El-hak doğru söylüyor. Biz gördük ki, görünmez bir zerre koca devletleri dize getirip zelil ediyor.

Hz. Ömer diyor ki: Başıma bir musibet geldiğinde onu beş noktada kendime nimet bilir şükrederim.

Birincisi, o musibet imanıma gelmemiştir. İman bizim için her şeydir. Ona gelmeyen zeval, neye gelirse gelsin katlanması kolaydır.

İkincisi, Bu musibetten çok daha beterleri vardır. Allah(c.c) bana bundan büyüklerini vermemiştir. Bunu kendime nimet bilir şükrederim.

Üçüncüsü, Allah bu musibeti vermiş, karşılığında bana sabır vererek, hiçbir zaman kaldıramayacağım yükü yüklemeyeceğini de vaat etmiştir. (Bakara, 2/286) Bunu da nimet bilir şükrederim.

Dördüncüsü, bilirim ki, başıma gelen her musibet, günahlarıma kefaret olarak, beni cehennem azabından uzaklaştıran bir can yeleğidir. Beni cehennem ateşinden azad eden her musibeti kendime nimet bilir şükrederim.

Beşincisi, Dünya ve içindekiler tatlıdır. Başıma hiçbir musibet gelmezse korkarım ki dünya lezzetleri beni alıp götürür ve ahiretten gaflet ederim. İşte musibetler benden bu dünyanın lezzetini çekip aldığı için bunu kendime nimet bilir şükrederim.

İmam şafi çok tatlı bir noktaya dikkatimizi çekerek der ki: “Musibete uğramış birini neyle teselli ediyorsan, musibete uğradığında da onunla teselli bul.” Hakikaten başkalarını teselli etmek çok kolay. Ama insan aynı musibetle karşılaşınca, aynı cümlelerle kendini teselli etmekte zorlanıyor.

Mevlana ise derdimize derman olacak şu cümleyi söylüyor “Eğer bir gün çok büyük bir derdin olursa; Rabbine dönüp 'Büyük bir derdim var' deme. Derdine dönüp ' benim Büyük bir Rabbim var' de”

 Bende âcizane korona derdime dönüp onunla biraz dertleştim.

 Aslında “ göklerde olanlar, yerde olanlar ve ikisi arasında olanların hepsi Allah’ı tesbih ediyor.” (Hadid/1) Bu virüsün tesbihi de bu. Görevini yapıyor. Allah ona “saldır” diyor bana da “sabır” diyor. Arada sadece iki harf farkı var.  İkimizde vazifemize yapmakla görevliyiz. Bu vesileyle virüse dedim ki:

Sen görünmeyen bir zerresin bu gücü nereden alıyorsun?

Dedi ki: Arkamdaki gücü görmüyor musun?

Dedim ki: Görünmez bir zerresin ama görünen ne varsa yakıp yıkıyorsun.

Dedi ki: Ben aslında görünmeyenleri de yok etmekle görevliyim.

Dedim nasıl?

Dedi ki:  Günahların görünüyor mu?

Dedim ki: Madem aynı Rab’den emir alıyoruz, o zaman ikimiz de kul ve kardeşiz. Öyleyse niçin bana bu çileyi çektiriyorsun?

Dedi ki: Sen niçin ilaç kullanır, iğne yaptırır ve ameliyat olursun. Bunları sana tattıran doktor senin düşmanın mı?

Dedim: Bu aynı şey mi?

Dedi: Günahların vücuduna girerken lezzet veriyordu. Elbette çıkarken de elem verecek.

Dedim ki: Niçin hayatın lezzetini alıyorsun

Dedi ki: Peki sen niçin lezzetleri kaçıran ölümü unutuyorsun.

Dedim ki: Niçin dünyaya korku salıyorsun?

Dedi ki: Sen beni göndereni ne sanıyorsun.

Dedim ki: Misafirin hakkı üç gündür. Beş gün oldu hala gitmedin, haneyi mi sevdin hane sahibini mi?

Dedi: kendi isteğimle gelmedim ki, canım istediğinde de gideyim. Duymadın mı; ne bir saat ileri nede bir saat geri.

Dedim: Bütün dünya seni konuşuyor ama hala gerçek kimliğini bilen yok. Sen kimsin?

Dedi: Ben belayım, ben ezayım, ben cezayım, ben mükâfatım.

Dedim: Bu söylediklerin birbirine zıt.

Dedi: Her bedene girerim ama ruhlarına göre şekil alırım.

Dedim: Nasıl

Dedi: Ben insanlığa belayım (imtihan). Günahkâra ezayım. Kâfire cezayım. Salihlere mükâfatım.  Hatırlasana İbrahim a.s’a müjdeyle; Lut a.s!ın kavmine azapla gelen melekler aynı meleklerdi.

Dedim: İnsanlar senden korktuğu kadar seni gönderenden korksa; senden korunduğu kadar günahlardan korunsaydı ne olurdu?

Dedi: yaşarken cennetle müjdelenir; insanlık bir daha sadet asrına şahit olurdu.                                                                                                                 

Dedim: Bu küçük boyunla koca devletlere bile boyun eğdirdin. Sana hiç boyun eğmeyen var mı?

Dedi: Rablerinden gelene razı olanlara boyun eğdiremiyorum.

Dedim: Niçin, onlara dokunamıyor musun?

Dedi: Dokunuyorum ama, benim emir aldığım yere tevekkül edip sığınıyorlar, benimle ilgiyi kesip onunla dertleşiyorlar. Benden uzaklaşıp ona yaklaşıyorlar. Takdir edersin ki ev sahibinin dostu olana, evin köpeği bir şey yapamaz.

Dedim: Vücudumda uğramadık hiçbir oda bırakmadın. Göz kapaklarımın altına iyi bak, zira orada senden daha küçük zerreler saklanmış olabilir.

Dedi: beni gönderen hangi kapılardan gireceğimi; hangi odadan ne alacağımı  bana çok iyi öğretti. Meraklanma, çıkarken hiçbir odada tek bir zerre bile bırakmam.

Dedim: Hiçbir hastalık senin kadar ölümle gündeme gelmedi. Sürekli dünya gündeminin birinci sırasındasın bunu neye bağlıyorsun.

Dedi: bu benim gücüm değil, bütün dünyayı istila eden medya mikrobunun gücüdür.

Dedim: senden daha tehlikeli bir virüs var mı?

Dedi: imandaki şirk, ameldeki riya, kalplerdeki nifak, kardeşler arsındaki şikak, terk edilen infak, toplumda yayılan su-i ahlak benden daha tehlikelidir. Zira ben dünyadan uzaklaştırır Allaha yaklaştırırım. Bunlar ise Allah’tan uzaklaştırır, şeytana yaklaştırırlar.

Dedim ki: madem dostuz o zaman beni inşallah sabredenlerden bulacaksın

Dedi: Benim vazifem, sabreden müminlere iki müjdedir. Kurtulanı günahların bir kısmından da kurtarmak; eceli yeteni şehitlerin kervanına katmak.

Dedim: Gel seninle bir antlaşma yapalım.

Dedi: Ne antlaşması

Dedim: Sen yarın hakkın huzuruna varınca, hak sana “kulumu nasıl buldun” diye sorunca, “onu metin, sabırlı, sızlanmayan, hamd eden hatta bazen derdine sevinen biri olarak buldum diye şahitlik edeceksin.

Dedi: bu tamamen sana bağlı. Ben gördüğüme şahitlik etmekle mükellefim. Lehinde ya da aleyhinde şahitlik yaptıracak sensin. 



175 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

MEDYADA İYİLİKLERİ ARTIRIN KÖTÜLÜKLERİ BİTİRİN - 18/10/2020
MESUT AYDIN
EMRİNİ AL EMRİNE ALLAHIM - 13/09/2020
EMRİNİ AL EMRİNE ALLAHIM
EMRİNİ AL EMRİNE ALLAHIM - 13/09/2020
EMRİNİ AL EMRİNE ALLAHIM
AVRUPA İZLENİMLERİM - 27/07/2020
İnsan bir şeyi ne zaman değerli görür? Diye bir soruya, zannediyorum şu üç hal gerçekleştikten sonra diye cevap verilir. a) Ya o değer kendisinde hiç olmamıştır. b) Ya varmışta tümüyle kaybetmiştir. c) Ya da var olan değerinin farkında değildir.
KORANA NE GETİRDİ NE GÖTÜRDÜ? - 23/03/2020
Ne gariptir ki dünyada her gün yüzbinlerce insan ölürken, ölümü hiç hatırlamayan insanlık, daha birkaç bin insan ölmeden ölüm korkusuyla bir kâbusu yaşamaktadır.
BİR ŞERDE BİN HAYIR - 29/07/2016
“Hoşunuza gitmediği halde savaş size farz kılındı. Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz (Bakara 216)"
DARBEYE DARBE (ÖZEL HUTBE) - 22/07/2016
MUHTEREM KARDEŞLERİM! Son bir haftadır çok ciddi badireler atlattık. Takdir edersiniz ki bulunduğum makam ideolojilerin tartışıldığı, ve herhangi bir siyasi kuruluşun aracı olamayacak kadar yücedir.
BİR DEPREMİN ARDINDAN - 03/02/2014
Ölüm çığlıkları ölümü unutmuş bir toplumda koptu anne. Azrail bir nara attı, sura üflemedi İsrafil sadece dokundu anne.
YİNE BEN AĞLADIM ANNE - 03/02/2014
İlk önce ne zaman ağladığımı hatırlamıyorum. Çünkü doğduğum gün ağlamıştım anne. Hatırladığım tek şey ağlamamın hiçbir zaman bitmediğidir.
 Devamı
Hava Durumu
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam18
Toplam Ziyaret142073
NAMAZ VAKİTLERİ