ÖLÜMÜ UNUTTURMA

Şeytanın On Dördüncü Oku Ölümü Unutturması

            Şeytan cennetten kovulduktan sonra, ebedi düşman ilan ettiği insanı cennetten çıkarmanın yollarını çok çeşitli yöntemlerle tespit etti. Bunların ilki ve en önemlisi insana ebedilik duygusu vererek, dünyada ebedi yaşayacakmış gibi algılatmasıdır. İblis bu okunu ilk defa cennete yerleştirilen Âdem(a.s) üzerinde denedi. Âdem’le imtihan edilen şeytandı. Fakat Âdem’de şeytanla imtihan edilecekti. Bu imtihanın sırrı olarak, Âdem(a.s)cennete yerleştirilirken Allah(c.c)bir ağacın meyvesini onlara yasaklıyordu. Rabbimiz kitabında bu olayı şöyle haber veriyor.Sonra Allah, Âdem'e hitap etti): "Ey Âdem! Sen ve eşin cennette durun, dilediğiniz yerden yeyin; fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."(Araf suresi/19.ayet).İşte bu yasak ağaç şeytan için bir fırsattı. İblis bu fırsatı hiç kaçırmadı. Ve Âdem(a.s)’a bu ağacı ölümsüzlük ağacı diye fısıldadı. "…Rabbiniz, başka bir sebepten dolayı değil, sırf ikiniz de birer melek ya da ebedî kalıcılardan olursunuz diye sizi şu ağaçtan men etti." dedi.(Araf suresi/20.ayet).Bu ayet-i celileden öğrendiğimiz büyük bir gerçekte insanın ebedi yaşama arzusunun var olmasıdır. Allah(c.c)insana verdiği her arzunun mutlaka karşılığını yaratmıştır. Bunun sayısız örnekleri vardır. Dolayısıyla insana ebedi yaşama arzusu veren Rabbimiz, bu arzunun karşılığı olarak ta ebedi bir hayat var etmiştir. Biz asıl meselemize dönelim. Şeytan Âdeme attığı bu okunda başarılı olunca, âdemoğullarına da bu okunu kullanacak ve maalesef bu zehirli oku da tam on ikiden vuracaktır. Şeytan Âdem(a.s)’ı Allah’a isyan et çağrısıyla saptıramazdı dolayısıyla o’nun en zayıf tarafını tespit etti. Buda ölümsüzlük arzusuydu. Şeytanın bu vesvesesine aldanan Âdem (a.s),bu günahını affettirmek için senelerce ağlayacaktır. Gelin görün ki, o’nun evlatları boğazına kadar günaha batacak ama beklide hiç ağlamak aklına gelmeyecektir.

         İblis çok iyi biliyordu ki, ölümü ve hesap vermeyi unutturmadan insana günah işletemeyecektir. Bugünde insana oynadığı bin türlü hilelerle ölümü unutturmaya çalışmaktadır. Bu konuda kullandığı en büyük malzeme ise mal sevgisidir. Rabbimiz şöyle buyurur. “Mal toplayıp onu tekrar tekrar sayan, insanları arkadan çekiştirip, kaş göz hareketleriyle alay edenlerin (hümeze ve lümezenin) vay haline! Malının, kendisini ebedi yaşatacağını sanır.(Hümeze suresi/1–3).bir başka ayette ise “Şüphesiz insan, Rabbine karşı çok nankördür. Ve kendisi de buna şahittir. Gerçekten o dünya malını çok sevdiği için katıdır.(Adiyat suresi/6–8)Bir başka ayette ise ölümü unutanların ölümle ne şekilde karşılaşacaklarını şöyle dile getirir. “Nedir sizi Sekar'a sokan?" diye sorulunca, Suçlular der ki: "Biz namaz kılanlardan değildik.""Yoksula da yedirmezdik.""Boş şeylere dalanlarla dalar giderdik.""Ceza gününü yalanlardık.""Nihayet bize ölüm bu haldeyken gelip çattı."(Müddesir suresi/43–47.ayetler).İblis uzun bir hayalle insanın önüne hedefler koyup, insanı ölümsüz bir hayata alıştırmaya çalışırken ölüm kapıyı çalarda insan bütün ümitlerini kaybeder. Yukarda ki ayetlerde gördüğümüz gibi insanın ölümü unutması dünyaya daha çok sarılmasına ve daha rahat günah işlemesine sebep olmaktadır. Ama ölümün insanı unutması, insanın ölümü unutması kadar kolay değildir. Ölüm bir saatli bomba gibidir. Sırtımıza bir saatli bomba bağlasalar, hangi mekân ve hangi zaman da rahat rahat hareket edip, gülüp oynayabiliriz? Tabi ki bu mümkün değildir. Fakat nihayetinde görünen bir bombadır. Ya pimi tutmaz kurtuluruz yâda bir bomba uzmanı yetişi verir imdadımıza. Peki ya yüreğimize, kalbimize bağlanan ölüm saatli bombasına kim ve nasıl engel olacak. Bugüne kadar hiç ölümden kurtulan duydunuz mu? Rabbimiz bizi bu konuda defalarca uyarır. İşte onlardan bir kaçı. “Her ümmetin bir eceli vardır. O ecel geldiğinde, ne bir an erteleyebilirler, ne de öne alabilirler.”(Araf suresi/34.ayet). “Her canlı ölümü tadacaktır. Ve ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete konursa o, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Bu dünya hayatı ise aldatma metaından başka bir şey değildir”(Alu imran suresi/185.ayet)Ve ölümün acısını, insanın çaresizliğini ilan eden bir ayet daha. “Hayır, hayır, ne zaman ki can köprücük kemiklerine dayanır,"Tedavi edebilecek kimdir?" denilir. Can çekişen bunun o ayrılık anı olduğunu anlar. Bacak bacağa dolaşır.”(Kıyamet suresi/26–29.ayetler).Mademki ölüm karşısında çaresizdir insan, bu kaçış nereye ve şeytanın sahte uzun emel vaatlerine aldanma niye… Var mısınız? Bu gece yatağımızı tabut, yorganımızı kefen, odamızı da bir kabir kabul ederek yatalım. Biraz tefekküre dalalım ve yarınımıza bir bakalım neler değişecek?


Yorumlar - Yorum Yaz


Saat
Hava Durumu
Anlık
Yarın
12° 17° 12°
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam11
Toplam Ziyaret97653
İLK GÜNAH VE İLK TÖVBE

NAMAZ VAKİTLERİ
ARAMA
Google
IP ADRESİNİZ

ip adresim