BAHANE

 ŞEYTANIN BİRİNCİ OKU BAHANE

İşte İblis ilk isyanını aynı zamanda insana atacağı ilk okunu secdeyi reddederek göstermiş oluyordu. Şeytan Âdem (a.s)’e secde etmeyi reddediyordu. Aslında, secde edeceği kişi, makam ve yer hiçte önemli değildi. Asıl önemli olan secde emrinin kimden geldiğiydi. Şeytan ilk sapıklığını, emirde adres değişikliğiyle yapıyordu.

Şeytan, Allah’tan gelen emri hemen yerine getirmek yerine, bahanelere sarılarak Allah’a isyanına kılıf arıyordu. Oysaki gelen emrin geldiği makam ve emrin içeriği önemliydi. Emrin yapılış şekli, mekânı ve kişilerle irtibatı hiç önemli değildi. Düşünün ki, Cenab-ı Hak bize; yeryüzünün her tarafında secde edin diyor. Biz hiç, Ya Rabbi! Benim yüzüm çok kıymetli niçin topraklara süreyim diyor muyuz? Veya diyebilir miyiz? Ya da Allah bize, bir sineği karşınıza koyarak secde edeceksiniz deseydi, biz itiraz edebilir miydik?

Tabi ki bunun cevabı hayır olacaktır. Ama şeytan, Âdem (a.s)’ın yaratıldığı hammaddeyi bahane ederek Allah’tan gelen emri reddediyordu. Aynı zamanda şeytan, Âdemoğullarını saptırmak için ilk okunun bahaneler olduğunu göstermiş oluyordu. Ne yazık ki şeytan, daha bu ilk okunda büyük bir başarı elde ediyordu. Öyle değil mi?

Şeytan, Allah’ın onlarca emrini yerine getirmeyen biz insanlara, yüzlerce bahane kılıfı bulup, kendi isyan sofrasına davet etmiyor mu? Ve biz de bu bahanelere sığınarak, kendimizi haklı zannetmiyor muyuz? Eğer böyle değilse, çevre, olumsuz televizyon kanalları, gelenekler, geçim derdi, amir ya da patron… gibi olmasaydı bahane lokmalarını bize yutturabilir miydi? Ne yazık ki şeytan, Allah’ın emrine isyan etmede bahane ve kılıf uydurma konusundaki ilk okunu tam da hedefine isabet ettirmiştir.

Şeytanın bu bahanesiyle ne yaptığını biliyoruz. Ne yaptı? Secde etmeyi reddetti. Demek ki şeytan, ikinci okunu Âdemoğlunu secdeden uzaklaştırmak için kullanacak. Secde etmemekle Cennet gibi bir yurdu kaybeden şeytan, bu kez kıyamete kadar düşman ilan ettiği insanı secdeden uzaklaştırmak için bütün hileleri yapacaktı. Çünkü secde, kulun Allah’a en yakın olduğu yerdi. Onun vazifesi de kulu Allah’tan uzaklaştırmak değil mi?

Kur’an-ı Kerim'in birçok ayetinde Müslümanlar, rükû ve secde edenler şeklinde tanımlanmış, Allah'a yaptıkları secde nedeniyle yüzlerinin nurlandığı ve alınlarındaki secde izlerinden tanınacakları bildirilmiştir (el-Fetih Suresi 29. Ayet)

Diğer yandan, secdenin, Müslümanların namaz kılarken alınlarını yere koymaları dışında, aslında Allah'ın emirlerine uymak, O'nun kâinattaki düzenine riayet etmek anlamına geldiği şu ayet-i kerimeyle daha iyi anlaşılmaktadır: “Göklerde ve yerde olanların, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların çoğunun Allah'a secde ettiklerini görmüyor musun?” (Hacc Suresi 18. Ayet) Dolayısıyla secde, Allah'ın buyrukları dışına çıkmamak anlamına gelirken; namazda yapılan secde ise Allah'a itaatin bir sembolü, bir göstergesidir. Namazda secde eden Müslüman, hayatının diğer zamanlarında da O'na boyun eğiyor, buyruklarından dışarı çıkmıyor demektir.


Yorumlar - Yorum Yaz


Saat
Hava Durumu
Anlık
Yarın
12° 17° 12°
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam11
Toplam Ziyaret97653
İLK GÜNAH VE İLK TÖVBE

NAMAZ VAKİTLERİ
ARAMA
Google
IP ADRESİNİZ

ip adresim