ADEM'İN ÖZELLİKLERİ

ÂDEM (A.S) BEDEN VE RUHTUR

 

Allah (c.c)  insanın yaratıldığı maddeye dikkatlice bakmasını isteyerek buyurur ki: “Onun için insan neden yaratıldığına bir baksın. Atılan bir sudan yaratıldı.” (Tarık Suresi 5–6. Ayetler)

Baksın insan neden yaratılmış. Çekinmeden, iğrenmeden, sıkılmadan alsın eline ve baksın. Baksın da bir damlanın içinde milyarlarca spermden bir tanesinin içinde kendisini yaratan kudreti görsün. Baksın da bir ağacın tohumuna programlandığı gibi, kendisini bir zerrenin içine programlayanı tanısın. Baksın da, nasıl da hiç değer verilmeden atılan bir sudan yaratıldığını anlasın, anlasın ki, yaratanın karşısında acziyetini anlayıp O’na baş kaldırmasın, haddini bilsin.

Topraktan yaratma işi tamamlandıktan sonra, Allah (c.c) Âdem’e kendi ruhundan üflediğini şöyle haber verir: Sonra onu tamamlayıp şekillendirmiş, ona kendi ruhundan üflemiştir. Ve sizin için kulaklar, gözler, kalpler yaratmıştır. Ne kadar az şükrediyorsunuz!” (Secde Suresi 9. Ayet)

Demek ki insan, iki varlıktan müteşekkildir. Bunlardan biri beden, diğeri ise ruhtur. İnsanı kemale erdiren ve mahlûkatın en şereflisi kılan şey de üflenen bu ruhtur. Çünkü insan bedeni özellikler itibariyle birçok yaratıktan çok gerilerdedir. Beden ile Ruh, kafes ile kuş gibidir. Yahut da, İmam-ı Gazali’nin dediği gibi, binek ile bineğin sahibi gibidir. Kafes, içinde kuş olmayınca bir kenara atılıverir. Çünkü kafese değer veren içindeki kuştur. Beden de böyledir. İçinde ruh olmayınca, birkaç gün bile evde bırakılmaz, sevenleri tarafından karanlık bir kabre konulur. Çünkü bedeni değerli kılan içindeki ruhtur.

Gelin görün ki insan, bedenini süsleyip, kendisini insan eden ruhunu unutmuştur. Ama faturasını da ağır ödemiştir. Kafes de böyledir. İçindeki kuş unutulunca, kafesin süsü hiçbir şeye yaramaz. Ya içindeki kuş açlıktan ölüp kafesi de kokutur. Ya da bir gün isyan edip kafesi parçalar. İnsan da böyle, can kuşunu unutunca, ya canlı cenaze gibi bulunduğu her mekânı yaptığı çirkef işlerle kokutur; ya da bir gün, can kuşu kıyama kalkar vurur da, bir intiharla beden kafesini parçalar. Bunun içindir ki tek taraflı kendini doyurmaya kalkışan hiçbir insan asla mutlu olamaz. Allah (c.c) nasıl bedeni yaratmış ve onun besleneceği binlerce şey ikram etmişse; aynen bunun gibi, ruhu yaratmış binlerce Peygamber ve ayetlerle onun gıdasını göndermiştir. Bir insan dese ki, ben midemi şu yiyeceklerle değil de taşla yahut da demirle doyuracağım, herkes ona deli der. Zaten açlığı da gitmez ya. Bu misalde olduğu gibi, birisi dese ki, ben kalbimi, ruhumu altınla, parayla, eğlenceyle doyuracağım. Bu kişi de asla tatmin olmayacaktır. Çünkü kalp, para ve mücevher yemez. Onun için Allah (c.c), kullarının kalplerinin gıdasını bir ayetinde şöyle dile getirir: “Onlar inanan ve Allâh'ı anmakla gönülleri huzur bulan kimselerdir. İyi bilin ki gönüller, ancak Allah'ı anmakla huzur bulur.” (Rad Suresi 28. Ayet)

Eğer Gazali (r.a.)’nin misalinden yola çıkarsak, ruhunu ihmal eden insan şuna benzer. Çölde devesiyle yolculuk eden kişi eğer bütün azığını devesine yedirirse, elbette ki çölde aç, susuz ve perişan kalır. Dünyada da bütün her şeyini bedenine harcayan insan, mahşer meydanında ebedi bir hüsrana mahkûm olur.


Yorumlar - Yorum Yaz


Saat
Hava Durumu
Anlık
Yarın
12° 17° 12°
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam11
Toplam Ziyaret97653
İLK GÜNAH VE İLK TÖVBE

NAMAZ VAKİTLERİ
ARAMA
Google
IP ADRESİNİZ

ip adresim