MUHAMMED AYDIN

MUHAMMED AYDIN
yaaa_8@hotmail.com
ÜMMET
06/09/2016

 

 

Ümmetin bu çetin günlerinde ümmetin ne demek olduğunu gayet iyi bilen Müslümanlara Ümmet coğrafyasından güzel ve olumlu şeyler yazmak isterdim. Lakin milyonlarca Müslüman ıstırap altındayken pek de pozitif yaklaşamayacağım.

Kendi ülkemiz de dâhil olmak üzere, İslami değerleri yontulmuş, neredeyse tamamen asimile edilmiş ya da başlarına kuklaların yerleştirilmiş olduğu birkaç ülke dışında coğrafyamızın her köşesinden her gün, hatta her saat ölüm ve yıkım haberleri geliyor. Ölümün ve savaşın olmadığı bazı İslam ülkelerinde ise zaten öldürülen İslam olduğu için, beşeri ölümlere birilerinin pek de ihtiyacı olmadığını anlıyoruz! Bir kandil gecesi, bir cuma namazı ya da bir dilenciye üç kuruş para vermekle cennetlik olduğunu zanneden, kalbi temiz milyonlarca Müslümanın yaşamış olduğu ülkelere savaş ancak ‘İslami Diriliş’ olduğu zaman gelecektir.

Peki, bir buçuk milyarlık İslam âleminin içler acısı durumunun sebebi nedir? İslam mı? Sahih olmayan hadisler mi? Masa, kasa, nisa…? Şahsi menfaatlerimiz mi? Arapların Osmanlı'yı arkadan hançerlemeleri mi? Birilerinin Şii olması mı? TV karşısında batı kültüründe yetişen nesiller mi? Elindeki sigarayla devrin ulemasını kâfirlikle itham edenler mi? Oy kullanan Müslümanlar mı?

Birçoğumuzun en iyi yapmış olduğu şeyi yapıyorum, eleştiriyorum ancak çözüm sunamıyorum. Bununla beraber eleştirilerin içinde bazen çözümünde olabileceğini savunuyorum. Soruların cevabını bilmiyorum.

Çözüm yolunun bulunabilmesi için başımıza daha neler gelebilir? Bizi, İslam bile(!) “bir ve diri” yapamayacaksa daha ne yapacak? Zira ırkları ve mezhepleri denemişliğimiz var! Doğuyu da okuduk batıyı da! Sayımızda az değil! Dünya nüfusunun yüzde 23’ünü oluşturuyoruz. Nüfusunun büyük bölümü Müslüman olan ya da resmi dini İslam olan 63 ülke var. Twitter'da hashtagde açabiliyoruz! (Gerçi buna bile tahammül edemiyorlar da neyse) Facebook'tan paylaşımlar yapıyoruz! Liderlerimiz intikam alırcasına kınıyor!!! Demek ki sadece bunlarla olmuyor. Sadece diyorum, çünkü bunların da kısmi etkileri olacağına inanıyorum. Sanalda kalmamak şartıyla!

Ümmet bilincinin kaybedilmesinin temelleri daha eskiye dayansa da ipin elimizden çıktığı anı Osmanlı’nın parçalanması olarak görüyorum. Bizi ırklara ayırdılar. Irklar da yetmedi, aynı ırkları mezhep farklılıklarıyla vurdular. Kuran’ı gönüllerden silip, altın yaldızlı kılıflara koydular. İslam’ın koruduğu beş temel değeri çürüttüler. Din, can, akıl, nesil ve mal. Dini nasıl yaşamamız gerektiğini onlar bize öğretti! Bir Müslümanın canının pek de değerli olmadığını! Aklımızı yüzyıllardır yanlış kullandığımızı! Namus kavramını yanlış anladığımızı, medeni olmamızı! Her şeye sahip olmamız gerektiğini! En güzeline, en kalitelisine, en pahalısına.

Sonra enerji kaynakları tükenmeye başladığında aramızda ki husumete son verip bize insanlık dersi vermeye geldiler! Bosna’da, Afganistan’da, Irak’ta, Mısır’da, Suriye’de….. Bizim gibi sadece oturduğu yerden dua etmekle yetinen milyonlarca Müslümanı görünce, kendimize gelmemiz için bize yardım etmek istediler. Yüzbinlerce yetim bıraktılar ümmete, yetimleri sahiplenmemiz için…! Müslüman kadınlara camilerde tecavüz ettiler. Çıkan bağırsaklarına bakıp ağlayan çocukların videolarını bize son dakika diye servis etmeye başladılar. Ebu Gureyb’den yükselen çığlıklar adamlığımızı teğet geçti! Ümmetin sessizliğinin çığlığı füze seslerine dönüştü. Yeni silahlarının deneme tahtası haline geldik.

Kirlettiler bizi! Sadece namusumuzu değil aynı zamanda aklımızı. Aklımız öyle bir tecavüze uğradı ki; toplu mezarlara gömülen onlarca canımız varken, biz kabir azabının olup olmadığını tartışmaya başladık. Param parça olmuş bedenlerimiz varken, biz yanmayan kefen icat ettik! Açlık ve susuzluktan ölen ümmetin çocukları varken, biz sakal-ı şerifin yıkanmış olduğu suları içtik! Ölü-yaralı sayılarını bile Batı’nın araştırma şirketlerinden alıyoruz. Ya ölülerimizi sayamıyoruz ya da onu yapmaya bile tenezzül etmiyoruz!

İsrailoğulları geliyor aklıma “….. Ey Musa! Sen ve Rabbin gidin onlarla savaşın….” (Maide-24), Abdulmuttalip geliyor “Ben develerimin sahibiyim. Kabe’nin sahibi evini korur” diyen.

Beyler gökten ebabiller gelmeyecek!

Boşuna beklemeyelim ve taşı elimize alalım!

 



Paylaş | | Yorum Yaz
880 kez okundu. Yazarlar

Yazarın diğer yazıları

BEKLE(N)MEDİK!!! - 23/10/2012
NEREYE EY DÜNYA? - 02/07/2011
HASED - 11/04/2011

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Saat
Hava Durumu
Anlık
Yarın
12° 17° 12°
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam11
Toplam Ziyaret97653
İLK GÜNAH VE İLK TÖVBE

NAMAZ VAKİTLERİ
ARAMA
Google
IP ADRESİNİZ

ip adresim