MESUT AYDIN

MESUT AYDIN
mesutaydin2010@htomail.com
BİR ŞERDE BİN HAYIR
29/07/2016

                          BİR ŞERDE BİN HAYIR

 Hoşunuza gitmediği halde savaş size farz kılındı. Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz (Bakara 216)  

Bu ayetin baş tarafında savaştan söz etmesi sonrasında hayır ve şerden bahsetmesi, bu meselenin daha çok savaşla olacağının da ispatıdır. Ayetin sonunun “Allah bilir siz bilmezsiniz” diye bitmesinin hikmeti ise bu şerrin içinde ne kadar hayrın olduğunun tümünü bilemeyeceğimizdir.

Allah (c.c) şer görünen şeylerde nasıl hayırlar olabileceğini kehf suresinde bir kıssayla bize aktarmaktadır. Bu ayetleri zikretmek için müstakil bir yazı gerektiğinden buraya almıyorum. Merak eden kardeşlerimiz zikredilen surenin 60-82. Ayetleri okuyabilirler.

Bir başka kıssa Nur suresi 11- 25. Ayetlerinde anlatılan ifk hadisesidir. Bu kıssada Rabbimiz, Allahrasulü’nün mübarek yatağına, Ebu Bekir’in kızına, Hz. Aişe annemize atılan iftirayı anlatırken ilk ayeti celiledesiz onu kendiniz için bir şer saymayın, aksine o sizin için bir hayırdır…” diyor. İnsan donup kalıyor. Yarabbi ! Rasulullah’ı ve sahabeyi bir ay ağlatan bu hadisede ne hayır olabilir ki?. Kıssayı dikkatli okuduğumuzda bir çok hayır ortaya çıkıyor. Ben bunları sayacak değilim. Ama şu kadarını söyleyeyim münafıkların ve onlara aldanan kişilerin bile ortaya çıkması müminler için büyük bir hayırdır. Ve dahası yeryüzünde iki kadını iffetine Allah şahitlik ediyor. Biri Hz. Meryem, diğeri de Aişe annemizdir. Şimdi bu hayır mıdır şer mi?

Bir başka hadiseyi de, Allah bedir savaşını anlatırken şöyle anlatıyor “Hani Allah, iki topluluktan birinin muhakkak sizin olacağını size vadetmişti; siz de güçsüz olanın sizin olmasını istemekteydiniz. Oysa Allah, sözleriyle hakkın gerçekleşmesini sağlamak ve küfre sapanların kökünü kesmek istiyordu”.(Enfal suresi/7).

Birde bir öyküyle meselenin boyutlarını çerçevelemeye çalışalım.
Bir kral vardı. Kralın yakın bir arkadaş vardı. Bu arkadaşı İster kendi başına gelsin ister başkasının, ister iyi olsun ister kötü, her olay karşısında: "Bunda da bir hayır var! “derdi.

Bir gün kralla arkadaşı birlikte ava çıktılar. Kral ateş ederken tüfeği geriye doğru patladı ve kralın başparmağı koptu. Durumu gören arkadaşı her zamanki sözünü söyledi: "Bunda da bir hayır var!"

Kral acı ve öfkeyle bağırdı: "Bunda hayır filan yok! Görmüyor musun, parmağım koptu?" Ve sonra da kızgınlığı geçmediği için arkadaşını zindana attırdı.

Bir yıl kadar sonra, kral avlanıyordu. Yamyamlar onları ele geçirdiler. Onları odunların ortasına diktikleri direklere bağladılar. Tam odunları tutuşturmaya geliyorlardı ki, kralın başparmağının olmadığını fark ettiler. Bu kabile, batıl inançları nedeniyle uzuvlarından biri eksik olan insanları yemiyordu. Böyle bir insanı yedikleri takdirde başlarına kötü şeyler geleceğine inanıyorlardı. Bu korkuyla, kralı çözdüler ve salıverdiler. Diğer adamları ise pişirip yediler.

Sarayına döndüğünde, kurtuluşunun kopuk parmağı sayesinde gerçekleştiğini anlayan kral, onca yıllık arkadaşına reva gördüğü muameleden dolayı pişman oldu. Hemen zindana koştu ve zindandan çıkardığı arkadaşına başından geçenleri bir bir anlattı.

"Haklıymışsın!" dedi. "Parmağımın kopmasında gerçekten de bir hayır varmış. İşte bu yüzden, seni bu kadar uzun süre zindanda tuttuğum için özür diliyorum. "hayır" diye karşılık verdi arkadaşı. "Bunda da bir hayır var."

"Ne diyorsun Allah aşkına?" diye hayretle bağırdı kral.
"Bir arkadaşımı bir yıl boyunca zindanda tutmanın neresinde hayır olabilir."
"Düşünsene, ben zindanda olmasaydım, seninle birlikte avda olurdum, değil mi? o zaman yamyamlar şimdi beni de yemiş olacaklardı.

Şimdi bu anlattıklarımız ışığında, 15 Temmuz şerrinde ne hayırların olabileceğini tespit etmeye çalışalım. Bu musibetin toplumun ayrı ayrı her kesimine farklı hayırları vardır.

1-Şuurlu Müslümanlara:

a)  Bu musibet bilinçli Müslümanlara metotlarını sorgulattı. Yıllarca tekfir edercesine yargıladığımız şeylerin arkasında şimdi canlarımızı veriyoruz.

 b) Karşımızda işlenmeye hazır müthiş bir potansiyelin varlığını gösterdi. Kitleleri küçüğünden büyüğüne, sarhoşunda sokak çocuklarına, açığından kapalısına her kesimden ayağımıza getirip anlatın dedi. Belki de bir ömür bizim giremeyeceğimiz mekânların insanlarını meydanlara getirip rahmanın ayetlerini dinlemelerine sebep oldu. Allah bu vesileyle sorumluluk alanlarımızı genişletip işimizi kolaylaştırdı.

2- kitlelere:

a) üzerine ölü toprağı serpilmiş, dünyasından başka bir şey görmeyen, baktığımızda umutlarımızın karardığı bir halk görüyorduk. Ama bugün anladık ki bu halkın içinde ne cevherler ve ne yiğitler varmış.

b)Topluma toplumlar şuurlandırılmaz şartlandırılır. Şartlanmanın hangi boyutlarda olabileceğini ve şartlanan bir toplumun neler yapabileceğini öğrendik.

3-Mazlum milletlere:

a)Son kalesine gözlerini dikmiş, ipin üzerindeki cambazı seyreder gibi ülkemize bakan. “aman ha düşmesin yarabbi” diyerek bu ülke için ağlayan mazlumlara artık bu milletin ipin üzerinde değil caddede yürüdüğünü gösterdi ve dünya mazlumları belki de ilk defa bu kadar derin nefes aldı. Allah bu musibetle mazlumlara, tutunduğunuz son kaleyi son dakikalarda da olsa, yüreğiniz ağzınıza gelse de düşürmeyecek dedi.

b) dünyanın mazlum milletlerine diktatör ve darbeci zalimlere karşı nasıl direnilir onu gösterdi.

4-Tarihe:

a) Zaman ilerleyince tarihçiler sadece Çanakkale’yi, istiklal harbini ve- sahabe efendilerimin affına sığınarak- sadece bedri anlatmayacak 15 Temmuz sıcağını da anlatacak. Takın altına yatanları, naralar atanları, lüks evlerini terk edip sokakta yatanları, bununla beraber vatanını satanları ve bir gecede batanları da anlatacak. Bu saatten sonra tarih yeniden yazılacak.

b) Yakın tarihin bu muhteşem zaferi insanlığa daha canlı ve müşahhas örneklik teşkil edecek.

5-Cemaatlere:

a) Cemaatçilik oyunlarının bir işe yaramadığını, ne kadar işlerseniz işleyin aslında bir tek ümmet olduğumuzu, bundan sora bu millete sadece cemaatimizi değil ümmet bilincini anlatmamız gerektiğini  ve hepsinden önemlisi ümmet bilincini gördükten sonra basit meselelerle bunu bozmamamız gerektiğini anladık.

b) Allah’la aldatanlara dikkat edin. Ağlayıp ağlatanlara değil. Ağlayanların kimlerle dostluk yaptığına bakın ve şeytanın sağdan yaklaşımını asla unutmayın.

c)Allah bu millete bir rol biçiyor ve bu rolün erkene alınmasını dileyerek ümmetin önündeki engelleri kaldırıyor.   Bu meyanda bizim kalplerimizi pekiştirdi biz 30 yıl uğraşsaydık kalplerimizin önündeki engelleri bu kadar muhteşem kaldıramazdık. Rabbimiz bunu Kalplerinizin arasını birleştirdi. Eğer yeryüzünde olan her şeyi sarf etseydin bile onların kalplerini birleştiremezdin. Fakat Allah, onların arasını birleştirmiştir. Şüphesiz O güçlüdür, hâkimdir”.(Enfal/63).

6)Siyasi parti ve partililere:

 Bu millet bir tek partiliymiş te haberimiz yokmuş. Bu şer bize bu hayrı da gösterdi bu partinin adı VATAN PARTİSİ. Nöbet gecelerinden biri vatan caddesine doğru yürüyorum. Kımızı ışıkta duran arabanın içindeki gençler ülkücü işareti yapıyor. Bende rabia işareti yaptım. Delikanlı,- abe hepsi karıştı- dedi. Bende elhamdülillah dedim. Bu milletin şartlanmaların ve taassuplarının ötesinde duygularının olduğunu gördük.

7-Tüm insanlığa:

a) Bu Arslan uyandı. Bu millet sahneye yeniden dönüyor. Bu milletin belini bükemeyeceksiniz. Yolunu kesemeyeceksiniz. Bunca düşmanlığa rağmen kuvvetine kuvvet katmaktan başka bir şey yapamayacaksınız mesajını verdi.

b)Düşmanlarımıza, bizi sadece diriltiyorsunuz, her çabanız tükenişinize çaresizliğinize sebep oluyor. Biz ise her ateş çemberinden geçtikçe altın nesil olmaya biraz daha yaklaşıyoruz. Sizin hesaplarınızın üstünde bir hesabın olduğunu anlayın artık. Allah’ın yücelttiğini alçaltacak yoktur. Hz. Yusuf’un hayatına bir göz atalım ve şu soruyu soralım. Bir çocuk kardeşleri tarafından kuyuya atılıyor. Kuyudan çıkaranlar tarafından köle olarak satılıyor. Kaldığı evin hanımı tarafından iftira atılıyor. Sonrada suçsuz olduğu ispatlandığı halde zindana atılıyor. Böyle birinin akıbeti hakkında ne dersiniz? Bu soruya hiçbir akıllı insan Yusuf zindandan Mısıra sultan olarak çıkar demez diyemez. Ama sonuç bu. Allah’ın yücelttiğini hiç kimse alçaltamayacak.

8-Renklerimize:

 Kendimize koyduğumuz isimler ve kuşandığımız renkler, kardeşliğimizi zedeledi. Biz sadece birbirimizi ötekileştirdik. Ama bir renk, bir bayrak altında toplanınca yüreklerin nasıl bütünleştiğini, insanların nasıl kaynaştığını, inanılmaz zannedilen işlerin nasıl başarıldığını öğrendik. Allah’ın boyası, bizi Allaha ulaştıran bizi bizle buluşturan, kardeşliğimizi pekiştiren her boyadır. Allah aşkına bayrakları indirdiğimizde, birbirimize bakarak kendi iğreti boyalarımızı görüp bu tek rengi yok etmeyelim.

9-Selamlaşmakla sevgimize:

 İstanbul’da ilk defa tanımadığım halde bu kadar insanla selamlaştım elhamdülillah. “Selamı yayınız sevginiz artsın” demiyor muydu nebi. Biz bu musibetle bunu da yaşadık elhamdülillah. Bunu devam ettirmeliyiz.

Rabbimizin tuzaklar kuranların akıbeti hakkında üç ayetiyle bitirelim.

“Kötülük tuzakları kuranlar, Allah'ın, kendilerini yere geçirmeyeceğinden veya kendilerine bilemeyecekleri bir yerden azabın gelmeyeceğinden emin mi oldular?  Yahut onlar dönüp dolaşırlarken Allah'ın kendilerini yakalamayacağından emin mi oldular? Onlar (Allah'ı) âciz bırakacak değillerdir.  Yoksa Allah'ın kendilerini yavaş yavaş tüketerek cezalandırmayacağından (emin mi oldular)? Kuşkusuz Rabbin çok şefkatli, pek merhametlidir”.(Nahl suresi/45-47)



Paylaş | | Yorum Yaz
669 kez okundu. Yazarlar

Yazarın diğer yazıları

DARBEYE DARBE (ÖZEL HUTBE) - 22/07/2016
YİNE BEN AĞLADIM ANNE - 03/02/2014
BİR DEPREMİN ARDINDAN - 03/02/2014
“BARIŞ” BİR KERE DAHA YENDİ “SAVAŞI” - 13/04/2011

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Saat
Hava Durumu
Anlık
Yarın
12° 17° 12°
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam11
Toplam Ziyaret97653
İLK GÜNAH VE İLK TÖVBE

NAMAZ VAKİTLERİ
ARAMA
Google
IP ADRESİNİZ

ip adresim