MESUT AYDIN
mesutaydin2010@hotmail.com
KORANA NE GETİRDİ NE GÖTÜRDÜ?
23/03/2020

2019’da Çin’de başlayıp birkaç ayda dünyayı kasıp kavuran bir musibetle karşı karşıyayız. Allah’u Teala Hadid Suresinde “Yeryüzünde vuku bulan ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta yazılmış olmasın. Şüphesiz bu, Allah'a göre kolaydır. (Allah bunu) elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah'ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye açıklamaktadır. Çünkü Allah, kendini beğenip böbürlenen kimseleri sevmez.  (22-23). Dolayısıyla insanlık bu takdirin karşısında boyun bükmüş vaziyettedir.

Ne gariptir ki dünyada her gün yüzbinlerce insan ölürken, ölümü hiç hatırlamayan insanlık,  daha birkaç bin insan ölmeden ölüm korkusuyla bir kâbusu yaşamaktadır. Takdire bakın ki insanlığa bin türlü hileleriyle ölümü unutturmak için çırpınan medya, şimdi bu ölüm kâbusunu insanlığın üzerine yaymaktadır. Bu virüs bize ne kadar zavallı ve aciz olduğumuzu öğretti. Hem de ilmin, bilginin, teknolojinin ve tıbbın zirvede olduğu; dahası “acaba ölümün ilacını bulabilir miyiz?” sorularının sorulduğu bir zamanda.

Mevlana diyor ki; “Gördüm ki bir sinek, kocaman bir kartalı kanadından tutmuş yerlere çırpıyor.” Bu gün olsaydı herhalde şunu söyleyecekti. “Gördüm ki görünmez bir zerre, kendisini ilah zanneden insanlığı yüreğinden tutmuş yerlere çırpıyor. Önüne katmış sürükleyip evlerine tıkıyor. İş yerlerini kapattırıyor. Birbirinden uzaklaştırıyor.”

Âcizane sohbetlerimde sık sık şunu söylerdim. Bu dünya böyle gitmez. Allah, bu gidişe nasıl bir müdahale edecek bilmiyorum. Şimdi görünüyor ki Korana bir çağı kapatıp yeni bir çağ açacak. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Kimi batırır, kimi kaldırır bilemem ama görünen o ki,  bu kabus asırlarca konuşulacak. Zira, dünya hiçbir zaman diliminde böyle bir musibeti yaşamamıştı. Birçok felaketler gelmiş geçmiş ama hiçbiri dünyayı bu kadar etkisi altına almamıştı. Tarihin hiçbir döneminde, Beytullah başta olmak üzere mabetlerimiz bu kadar mahzun kalmamıştı. Hiçbir felaket insanlığı bu kadar evlerine kapatmamış, sokakları boşaltmamış, eğlence mekânlarına kilit vuramamıştı.

Eğer insanlık şu virüse boyun eğdiği kadar, yaratanına buyun eğmiş olsaydı, bugünkü dünya böyle olmayacaktı. Virüsten korktuğu kadar cehennemden korksaydı. Şimdi kapanan mekânlar hiç açılmayacaktı.

      KORANA NEYİN BEDELİDİR?

Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir. (Bununla beraber) Allah çoğunu affeder.” (Şura/30). Buyuruyor. Allah (c.c). Mademki bu böyledir. O zaman korana neyin bedelidir?

Bu bir azap değil musibettir. Eğer günahlarımız yüzünden “…Allah azap etseydi yeryüzünde kımıldayan bir tek canlı kalmazdı.” (Fatır/45)  Eğer değerlendirilirse nimete çevrilebilir. Bu musibet, işlediğimiz şirkin, yaptığımız zulmün,  kapıldığımız dünya sevgisinin, ölümü ötelemenin, mazlumlara kulak tıkamanın, büyük günahların alenen işlenmesinin bedeli olabilir.

           NE GETİRDİ?

Ölümü yeniden gündemimize taşıdı. Bundan dolayı kitleler halinde İslam’a dönüşler yaşanabilir. Sorumsuzca hayatımızı sorgulattı; otel olarak kullandığımız evlerimize döndürdü. İşimizden dolayı ihmal ettiğimiz eşimizin ve çocuklarımızın yanına gönderdi. Bir çok fısk-u fücur yayan mekanlar kapatıldı. Cüzdanlarımızı boşaltıp, akıllarımızı tefekkürle; gönüllerimizi şefkat ve merhametle doldurdu. Bedenlerimizi uzaklaştırıp gönüllerimizi yaklaştırdı. Paylaşmayı öğretti.

NE GÖTÜRDÜ?

Beytullah dahil ihmal ettiğimiz mabetlerimiz bize kapılarını kapattı. “Ramazandan dolayı kapalıyız” pankartları açamamanın bedeli olarak iş yerlerimize kapalıyız pankartları astırdı. Marketleri boşaltıp dolapları doldurdu. Sokakları boşaltıp, haneleri doldurdu. Birçok insan için hapis olabilecek evlerimize kapattı. İnsanlığı ölüm ve açlık korkusu sardı. Allah korusun Rabbim kendi katından bir rahmet göndermezse, virüsten dolayı yaşadığımız ölümlerden çok daha büyük trajediler yaşanabilir.

NE YAPMALI?

“Allah'ın izni olmaksızın hiçbir musibet isabet etmez.”(Teğabun/11) İlahi fermanının sırrınca, bunu Allahtan bilmeli ve bir rahmet tokadı olarak algılamalı. Haşa Allah yokmuş gibi konuşmamalı. Bir hikmetli zatın dediği gibi: “Eğer dertleriniz başınızdan aştıysa, Allah’a dönüp: “benim derdim var Ya Rabbi” demeyin. Derdinize dönün ve “benim büyük bir rabbim var, sen de nesin” deyin. Hz. Eyyup gibi yakarmalı ve asla Allahtan ümit kesmemeli.

Ölümün bir defa geleceği, onun da Allah’ın istediği zamanda, mekânda ve onun istediği şekilde geleceği unutulmamalı.

Evlerimizi sohbet, muhabbet ve mabet haline getirmeli.

Bizi Allah’a götüren her musibetin nimet; bizi Allah’tan uzaklaştıran her nimetin musibet olduğunu unutmamalı. Şu an tattığımız her hüzün ve acının günahlarımıza kefaret olduğu akıldan çıkarılmamalı.

 Birçok kardeşimiz çok ciddi sorunlar yaşayabilir. Onların derdiyle ilgilenmeli ve gerekirse sahabe gibi kardeşlik köprüleri kurarak lokmalarımızı paylaşmalı.

Hz. Ömer diyor ki: Başıma bir musibet geldiğinde onu beş noktada kendime nimet bilir şükrederim.

Birincisi, o musibet imanıma gelmemiştir.

İkincisi, Bu musibetten çok daha beterleri vardır. Allah(c.c) bana bundan büyüklerini vermemiştir.

Üçüncüsü, Allah bu musibeti vermiş, hiçbir zaman kaldıramayacağım yükü yüklemeyeceğini de vaat etmiştir.

Dördüncüsü, bilirim ki, başıma gelen her musibet, günahlarıma kefaret olarak, beni cehennem azabından uzaklaştıran bir can yeleğidir. Beni cehennem ateşinden azat eden her musibeti kendime nimet bilir şükrederim.

Beşincisi, Dünya ve içindekiler tatlıdır. Başıma hiçbir musibet gelmezse korkarım ki dünya lezzetleri beni alıp götürür ve ahiretten gaflet ederim. İşte musibetler benden bu dünyanın lezzetini çekip aldığı için bunu kendime nimet bilir şükrederim.



224 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

AVRUPA İZLENİMLERİM - 27/07/2020
İnsan bir şeyi ne zaman değerli görür? Diye bir soruya, zannediyorum şu üç hal gerçekleştikten sonra diye cevap verilir. a) Ya o değer kendisinde hiç olmamıştır. b) Ya varmışta tümüyle kaybetmiştir. c) Ya da var olan değerinin farkında değildir.
BİR ŞERDE BİN HAYIR - 29/07/2016
“Hoşunuza gitmediği halde savaş size farz kılındı. Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz (Bakara 216)"
DARBEYE DARBE (ÖZEL HUTBE) - 22/07/2016
MUHTEREM KARDEŞLERİM! Son bir haftadır çok ciddi badireler atlattık. Takdir edersiniz ki bulunduğum makam ideolojilerin tartışıldığı, ve herhangi bir siyasi kuruluşun aracı olamayacak kadar yücedir.
YİNE BEN AĞLADIM ANNE - 03/02/2014
İlk önce ne zaman ağladığımı hatırlamıyorum. Çünkü doğduğum gün ağlamıştım anne. Hatırladığım tek şey ağlamamın hiçbir zaman bitmediğidir.
BİR DEPREMİN ARDINDAN - 03/02/2014
Ölüm çığlıkları ölümü unutmuş bir toplumda koptu anne. Azrail bir nara attı, sura üflemedi İsrafil sadece dokundu anne.
“BARIŞ” BİR KERE DAHA YENDİ “SAVAŞI” - 13/04/2011
Biz, çağların ötesine taşınan bir neslin çocuğuyuz. Tertemiz tarihimiz bize öyle mucizeler yaşatmış ki şimdi bunları yaşayınca şaşırmıyoruz. Bir kişi ne ki deyip geçmeyiz biz.
Hava Durumu
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam30
Toplam Ziyaret132344
NAMAZ VAKİTLERİ